|
SORULARLA ORUÇ
Oruç’a niyet gerekli midir, niyet nasıl yapılır?
Niyet ibadetlerin en temel şartıdır; bir yönüyle de ibadetlerin ruhu sayılır. Niyetsiz ibadet ölü ceset gibidir. Hiçbir ibadet niyet olmadan eda edilemez. Oruç, önemli bir ibadettir ve mutlaka niyet gerekir.
Oruca: “Allah’ım senin rızan için yarın oruç tutmaya niyet ettim; orucumu kabul eyle!” diyerek niyet edilir. Ancak oruca niyetlenen kişi hangi günün orucuna niyet ettiğini bilmelidir. Ramazan ayında oruç tutmaya niyetlenen kişi, kaza veya nafile oruçlar gibi ramazan orucunun dışındaki başka oruçlara niyetlense de orucu ramazan orucu yerine sayılır. Çünkü Ramazan ayında, Ramazan orucundan başka bir oruç tutmak geçerli değildir.
Niyeti dil ile söylemek güzeldir; ancak şart değildir. Bu sebeple bir Müslüman, oruç tutmak istediğini dili ile söylemeyip kalbinden geçirse niyet etmiş olur. Oruç tutmak amacıyla sahura kalkmak oruca niyet sayılır.
Ramazan orucu için Akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir.
Oruç kimlere farzdır; kimler oruç tutmalıdır?
Oruç İslam’ın beş temel esasından biridir. Akıllı, erginlik çağına gelmiş, beden ve ruh sağlığı yerinde, yolcu olmayan/ Ramazan ayında kendi ikamet ettiği belde veya şehirde mukim bulunan Müslümanların Ramazan orucunu tutması farzdır/ Allah’ın kesin emridir.
Özrü olan Müslümanların oruç tutmaması veya başladığı bir orucu bozması olası mıdır?
Bir Müslümanın oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa oruç tutmaya bilir yahut önceden başladığı orucu bozabilir.
Oruç tutmamasına veya başladığı orucu bozmasına izin verilenler kimlerdir?
Özür sahibi bu Müslümanları söyle sıralayabiliriz.
1- Yolculuk halinde olanlar: Ramazan ayında uzun mesafeli yolculuğa çıkanlar, oruçlarını tutmayıp, sonradan kaza edebilirler. Ancak oruç kendilerine sıkıntı vermeyecekse tutmaları daha iyidir.
2- Hamile veya emzikli hanımlar: Oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceği endişesi taşıyan hamile ve emzikli bayanlar oruçlarını tutmayıp daha sonra kaza ederler.
3- Hastalar: Açlık ve susuzluktan dolayı beden, ruh ve akıl sağlığının bozulacağından korkan kimseler ile ilaçlarını gün içinde kullanmadıkları takdirde hayati tehlike yaşaması muhtemel olan hastalar oruç tutmayıp bir fitre miktarı fidye verebilirler.
4- Yaşlılıktan dolayı düşkün ve güçsüz kimseler oruç tutmayıp fidye verebilirler.
Özürlü veya özürsüz olarak oruç tutmayan Müslümanlar nasıl davranmalıdır?
Peygamberimiz(s.a.v.) : “Müslüman eliyle ve diliyle Müslümanlara zarar ve sıkıntı vermeyen kişidir” buyurmuştur. Oruç tutmayan bir Müslüman halkın gözü önünde yer ve içerse onlarda açlık ve susuzluk hissinin doğmasına ve bir yönüyle de suizanna kapılmalarına yol açmış olur. Bu doğru bir davranış değildir. Bu itibarla oruç tutmayan Müslümanların halk içinde açıkça yiyip içmemeleri İslam ahlakına daha uygun olur.
10.08.2010
Hasan ERSÖZ |