Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kur'an Kursları Hakkındaki Düşünceniz Nedir?
 

Online Misafirler...

Şu anda 5 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 100178
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Sizlerden Gelen Sorulara Cevaplar
Yazdır e-Posta

 

Orucu bozan şeyler nelerdir?

Orucu bozan hal hareketleri maddeler halinde saymak çok zaman ve yer alır. Ancak bu konuda temel bir kuralı şöyle ifade edebiliriz.

Oruçlu kişi beslenme yahut tedavi amacıyla faydalı bir şey yer, içer veya zevk ve keyif veren bir şeyi ağzından alır ya da cinsel ilişkide bulunursa orucu bozulur. Bozulan bu orucu Ramazan sonrası kaza etmesi gerekir. Eğer oruçlu kişi orucu bozan bu davranışları, oruçlu olduğunu bilerek ve hiçbir özrü olmadan isteyerek bozarsa, bozduğu orucu kaza etmenin yanında iki ay kefaret orucu tutması da gerekir.

11.08.2010

Hasan ERSÖZ

 
Yazdır e-Posta

SORULARLA ORUÇ

Oruç’a niyet gerekli midir, niyet nasıl yapılır?

Niyet ibadetlerin en temel şartıdır; bir yönüyle de ibadetlerin ruhu sayılır. Niyetsiz ibadet ölü ceset gibidir. Hiçbir ibadet niyet olmadan eda edilemez. Oruç,  önemli bir ibadettir ve mutlaka niyet gerekir.

Oruca: “Allah’ım senin rızan için yarın oruç tutmaya niyet ettim; orucumu kabul eyle!” diyerek niyet edilir. Ancak oruca niyetlenen kişi hangi günün orucuna niyet ettiğini bilmelidir. Ramazan ayında oruç tutmaya niyetlenen kişi, kaza veya nafile oruçlar gibi ramazan orucunun dışındaki başka oruçlara niyetlense de orucu ramazan orucu yerine sayılır. Çünkü Ramazan ayında, Ramazan orucundan başka bir oruç tutmak geçerli değildir.

Niyeti dil ile söylemek güzeldir; ancak şart değildir. Bu sebeple bir Müslüman, oruç tutmak istediğini dili ile söylemeyip kalbinden geçirse niyet etmiş olur.  Oruç tutmak amacıyla sahura kalkmak oruca niyet sayılır.

Ramazan orucu için Akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir.

Oruç kimlere farzdır; kimler oruç tutmalıdır?

Oruç İslam’ın beş temel esasından biridir. Akıllı, erginlik çağına gelmiş, beden ve ruh sağlığı yerinde, yolcu olmayan/ Ramazan ayında kendi ikamet ettiği belde veya şehirde mukim bulunan Müslümanların Ramazan orucunu tutması farzdır/ Allah’ın kesin emridir.

Özrü olan Müslümanların oruç tutmaması veya başladığı bir orucu bozması olası mıdır?

Bir Müslümanın oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa oruç tutmaya bilir yahut önceden başladığı orucu bozabilir.

Oruç tutmamasına veya başladığı orucu bozmasına izin verilenler kimlerdir?

Özür sahibi bu Müslümanları söyle sıralayabiliriz.

1- Yolculuk halinde olanlar: Ramazan ayında uzun mesafeli yolculuğa çıkanlar, oruçlarını tutmayıp, sonradan kaza edebilirler. Ancak oruç kendilerine sıkıntı vermeyecekse tutmaları daha iyidir.

2- Hamile veya emzikli hanımlar: Oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceği endişesi taşıyan hamile ve emzikli bayanlar oruçlarını tutmayıp daha sonra kaza ederler.

3-  Hastalar: Açlık ve susuzluktan dolayı beden, ruh ve akıl sağlığının bozulacağından korkan kimseler ile ilaçlarını gün içinde kullanmadıkları takdirde hayati tehlike yaşaması muhtemel olan hastalar oruç tutmayıp bir fitre miktarı fidye verebilirler.

4- Yaşlılıktan dolayı düşkün ve güçsüz kimseler oruç tutmayıp fidye verebilirler.

Özürlü veya özürsüz olarak oruç tutmayan Müslümanlar nasıl davranmalıdır?

Peygamberimiz(s.a.v.) : “Müslüman eliyle ve diliyle Müslümanlara zarar ve sıkıntı vermeyen kişidir” buyurmuştur. Oruç tutmayan bir Müslüman halkın gözü önünde yer ve içerse onlarda açlık ve susuzluk hissinin doğmasına ve bir yönüyle de suizanna kapılmalarına yol açmış olur. Bu doğru bir davranış değildir. Bu itibarla oruç tutmayan Müslümanların halk içinde açıkça yiyip içmemeleri İslam ahlakına daha uygun olur.

10.08.2010

Hasan ERSÖZ

 
Yazdır e-Posta

FİTNELERE KARŞI ÖNLEM ALMA

Soru: Doğru olduğu halde davranışlarımız veya sözlerimiz başkalarını şüpheye ve suizanna düşürecekse ne yapmamız gerekir; nasıl bir önlem almalıyız?

Cevap: Sözlerimiz, hareketlerimiz ve davranışlarımız mutlaka doğru olmalıdır. Yalan sözden ve yanlış davranışlardan sakınmak ve kaçınmak Allah’ın emridir; farz bir görevdir. Doğru da olsa her sözü her yerde söylemek, rastgele konuşmak doğru değildir.

Sözümüzün ve hareketimizin yanlış anlaşılacağı bir durumla karşı karşıya kaldığımızda hemen açıklama yapmamız ve yanlış anlaşılmayı önlememiz lazımdır. Peygamber Efendimiz töhmet ihtimali olan yerlerden ve davranışlardan sakınmıştır.

Soruya Rasulüllah(s.) Efendimizin hayatından bir örnekle ışık tutmaya çalışalım. Allah Rasulü (s.) bir Ramazan ayının son öngününde Mescid-i Mübareklerinde itikâf halindeydi.  Mübarek Eşi Hz. Safiye(r.) kendisini ziyarete geldi ve bir saat kadar yanında kalıp sohbet ettikten sonra evine dönmek için kalktığında, eşini uğurlamak için Hz. Peygamber de kalktı.

Mescidin kapısına geldiklerinde, Ensârdan iki adamın kendilerine doğru gelmekte olduğunu gördüler. Onlar Rasulüllah’ın hanımı Safiyeyi tanımıyorlardı. Selam verdiler ve yola devam etmek istediler. İnsan olmaları itibariyle akıllarına, “Rasulüllah'ın yanındaki kadın kimdi,  tek başına orada ne işi vardı” gibi şüpheler gelebilirdi. Bu şüpheleri baştan önlemek isteyen Allah Rasulü(s.) onlara:

“- Bir dakika durun! Yanımdaki bu kadın eşim Safiye’dir” dedi. Resulüllah Efendimizin bu şekilde açıklama yapması Ensârdan olan iki sahabeyi hayrete düşürdü.  “Sübhânellah! Ya Rasulellah senin hakkında kötü şey mi düşünürüz!” dediler.

Rasulüllah Efendimiz (s.): “ - Şeytanın hilesi insan vücudunda kanın ulaştığı her yere ulaşır. Ben sizin kalbinize şüphe ve vesvese vermesinden- fitneye sebep olmasından- korktum” dedi.[1]

24.04.2010

Hasan ERSÖZ

 


[1] Buhari, Sahih 7/172

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>