Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kuran Kurslarını; "Kur'an eğitiminde yeterli buluyormusunuz?
 

Online Misafirler...

Şu anda 7 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 400431
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Ömer YANIK (Emekli Murakıp) tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Aralık 2009 11:42

İSRAF VE İBRETLİK BİR OLAY

Fert ve sosyal yaşantımıza olumsuz etkisi bulunan ve dinimizce de yasaklanmış olan davranışlardan birisi de israftır. İsraf, insanın sahip olduğu maddi ve manevi varlığı, ölçüsüz olarak ve gereğinden fazla lüzumsuz yere harcamasıdır. Allah’ın verdiği nimetleri yerli yerinde kullanmamaktır.

Allah insana, büyük lütuf ve ihsanda bulunmuş ve nimetlerini yeryüzündeki insanlara dengeli olarak vermiştir. Gökte ve yerde bulunanları kullarının emrine vermiş, görünür ve görünmez nimet ve rızıkları da, insanoğlunun cömertçe istifadesine sunmuştur. Dinimiz elimizde bulunan nimetlerin dengeli bir biçimde kullanılmasını, israfa gidilmemesini emretmiştir. Çünkü savurganlık ve israfa dayalı lüks bir hayat İslam’ın kınadığı ve hoş görmediği bir hayattır. İslamiyet bizden harcamalarımızda, ne israf ve ne de cimrilik olmayan orta yol tutmamızı, böylece tabiattaki dengenin korunacağını, toplumların nimet ve rızıklardan adaletle istifade edebileceğimizi belirtmiştir.

 

Dinimiz parasını, malını, mülkünü, vaktini ve sahip olduğu nimetleri israf edenleri hoş karşılamadığı gibi, eli sıkılığı yüzünden kimseye faydası dokunmayan cimrileri de yermektedir. Allah tarafından bize bahşedilen hayat, sağlık, eş, evlat, makam-mevki, mal mülk gibi nimetler bizlere emanet olarak verilmiştir. Unutmayalım ki bizler bu nimetleri nasıl kullandığımızdan, bu nimetleri israf edip etmediğimizden ve bunları nerelerde harcadığımızdan ahrette sorguya çekileceğiz.

Fert ve millet olarak iktisatlı davranmalı, kaynaklarımızı sorumsuz ve ölçüsüz kullanmaktan sakınmalıyız. Özellikle; çöpe atılan ekmeklerden tutun da, kamu malları, tabi kaynaklar, elektrik, su ve zaman gibi sayısız nimetlerimizi israf ediyoruz. Hâlbuki yeryüzünde hiçbir kaynak ve imkân sonsuz değildir. Bunun için şahsi harcamalarımızda ölçülü olmak, ülke kaynaklarını dikkatle kullanmak, verimli alanlarda değerlendirmek dini ve milli bir görevimizdir. Ne olacak parası ile değil mi ? Nasıl olsa parasını ben veriyorum diyerek suyumuzu, elektriğimizi ve diğer tüketim ürünlerini ölçüsüz ve israf ederek kullanmayalım.

Prof.Dr. Saffet Solak  hocamız anlatıyor  :

Amerika’da master yaptığım yıllarda  çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklindeydi. Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu.yemekhanenin kapısında  (Yiyeceğin kadar al, aldığını da ye) diye yazmakta idi.

Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşı, tabağında kalan son pirinç tanesini almaya çalışırken görünce dayanamadım ;denemek için dedim ki :

“Bir pirinç tanesi için neden bu kadar uğraşıyorsun? Bırak tabakta kalsın.”Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü:

“Her Çinli bir pirinç tanesi israf etse, Çin nüfusu ile çarp bakalım, kaç ton pirinç yapar?Biz kalabalık bir ülkeyiz,israf etme lüksümüz yoktur.” dedi.

Yine denemek için dedim ki :

”Şu anda Çin’de değil Amerika’dasın. Tabağında bırakacağın pirinç tanesi Çin’i  değil, Amerika’yı zarara uğratacaktır”.Bu sözlerim karşısında güldü ve şöyle dedi :

“Yaşadığım ülke olan Amerika’yı bu şekilde zarara uğratmak onurlu bir davranış olmaz.”

Çinli arkadaşı bu onurlu davranışından dolayı tebrik ettim ve düşüncesini paylaştığımı söyledim. İslam dininin bu konudaki, “Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” buyruğunu açıkladım.

Çok hoşuna gitti. Tam o sırada ,Ürdünlü Müslüman bir arkadaş tabağındaki yemek artıklarını çöp sepetine boşalttı. Bunu gören Çinli arkadaş Ürdünlü’yü göstererek :

“O Müslüman değil mi? dedi.

O kadar üzüldüm ki ,ne diyeceğimi bilemedim.

Son Güncelleme: Cuma, 25 Aralık 2009 23:21