Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kuran Kurslarını; "Kur'an eğitiminde yeterli buluyormusunuz?
 

Online Misafirler...

Şu anda 9 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 400429
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Gökhan AKOĞLAN (Konaklı Orta Camii M.K.) tarafından yazıldı.   

Doğruluk ve Dürüstlük (Vaaz)

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz o yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hud 11/112)

“İslami kaynaklarda doğruluk ve dürüstlük çok çeşitli kelimelerle ifade edilmekte olup bunların başında sıdk ve istikamet kavramları gelir. “İnsanın söz ve davranışlarıyla niyet ve inancında doğru, dürüst ve iyilikten yana olması” şeklinde tanımlanabilecek olan sıdk erdemi genellikle yalanın zıddı olarak kullanılır. İstikamet de, “Allah’ın buyruğuna uygun şekilde doğru, dürüst ve temiz kalpli olma” demektir. Doğruluk ve dürüstlük erdemine sahip olan kişiye sıddîk denir.” (İlmihal II, İslam ve Toplum, İsam)

 

Doğruluk ve dürüstlük İslam ahlak anlayışında imandan sonra gelen en önemli bir erdemdir. Sağlıklı bir toplum yapısının da temel taşını oluşturur.

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ -  أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

“Rabbimiz Allah’tır diyenler sonra da dosdoğru olanlar için ne korku vardır ne de hüzün. Onlar cennetliktir. İşlediklerinin karşılığı olarak cennette temelli kalacaklardır.” (Ahkâf 46/ 13-14)

وَعَنْ أبي عمرو ، وقيل أبي عمْرة سُفْيانَ بنِ عبد اللَّه رضي اللَّه عنه قال: قُلْتُ : يا رسول اللَّهِ قُلْ لِي في الإِسلامِ قَولاً لا أَسْأَلُ عنْه أَحداً غيْركَ . قال: « قُلْ : آمَنْت باللَّهِ: ثُمَّ اسْتَقِمْ »

Bir sahabe Hz. Peygamber (s.a.v)’e gelerek: “Ya Rasülullah! Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sorma (ya gerek duyma)yayım” dedi. Rasülullah (sav): “ Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol” buyurdu” (Müslim, İmân 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.)

Doğrulukta kalbin ve dilin dürüstlüğü pek büyük önem arz etmektedir. Kalp, beden ülkesindeki tüm organların reisidir. Tek Allah’a iman edip dürüstlüğü benimseyen bir kalp, diğer organları etkiler. Dil, kalbin tercümanıdır. Onun doğruluğu ve eğriliği de diğer organların tavırlarına tesir eder. Nitekim bir hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.v):

وعن أبي سَعيدٍ الخُدْرِيِّ رضي اللَّه عَنْهُ عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ : « إذا أَصْبح ابْنُ آدم ، فَإنَّ الأعْضَاءَ كُلَّهَا تُكَفِّرُ اللِّسانَ ، تَقُولُ : اتِّقِ اللَّه فينَا ، فَإنَّما نحنُ بِكًَ : فَإنِ اسْتَقَمْتَ اسَتقَمْنا وإنِ اعْوججت اعْوَججْنَا

“Her sabah bütün organların dil’e hitaben; bizim hakkımızda Allah’dan kork. Biz sana bağlıyız. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğriliriz.” (Tirmizî, Zühd 61) dedikleri bildirilmiştir. Bu, doğru sözlü olmanın önemini göstermektedir. Hatta bir başka hadiste de Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz” (Ahmed b. Hanbel, Müsned III, 198). O halde özüyle sözüyle dosdoğru olmak gerekmektedir. Peygamberimiz’in “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” tavsiyesinin mânası budur. İslâm da bundan ibarettir.

Doğruluğun İslam ahlakının temel ilkelerinin en başında yer aldığını, Peygamberimizin imandan sonra doğruluğu zikretmesinden anlıyoruz. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ

“Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vaat edilmekte olan cennetle sevinin!” (Fussilet 41/30)

Rasülullah (s.a.v)’ın Peygamberlik gelmeden önce “Muhammedü’l Emin”, “Güvenilir İnsan” olarak tanındığını, onun yalan söylediğini kimsenin görmediğini –duymadığını görmekteyiz. O, henüz Kur’an nâzil olmadan önce de güvenilir, doğru ve dürüst bir insandı. Bunu şu anlamı olabilir: Güvenilir, doğru ve dürüst insan olmak, ibadetlerden önce gelir. Ya da ibadetler insanı güvenilebilir, doğru ve dürüst bir insan haline getirmelidir.

Allah’u teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe 9/119)

Mevlamız bu ayetinde bizlere kendisine karşı gelmekten sakınarak doğru ve doğrularla beraber olmamızı emrediyor.

İmam Sadık der ki: “İnsanların kıldıkları namaza, tuttukları oruca kanmayın. Çünkü bir insan, namazı ve orucu alışkanlık haline getirmiş olabilir. Bu ibadetler olmadan yapamayacağı, kendini boşlukta hissedebileceği bir durumda olabilir. Bu yüzden siz, onları söz doğruluğu ve emanet güvenilirliği açısından sınayın” (Sadr Mehdi, Ehli Beyt Ahlakı, s.36)

Rasülullah (s.a.v) şöyle buyuruyor:

وعنْ أبي هُريْرة رضي اللَّه عنه : قال قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « قَارِبُوا وسدِّدُوا ، واعْلَمُوا أَنَّه لَنْ ينْجُوا أحدٌ منْكُمْ بعملهِ » قَالوا : ولا أنْت يَا رسُولَ اللَّه؟ قال : « ولا أَنَا إلا أنْ يتَغَمَّدني اللَّه برَحْمةٍ منْه وَفضْلٍ »

“İşlerinizde mutedil olunuz, dosdoğru olunuz. Biliniz ki işinizden hiçbiri amelinizden hiçbiri ameli sebebiyle kurtuluşa erecek değildir” Sahabiler: “Ya Rasülullah! Sen de mi?” dediler. Rasülullah (s.a.v): “Evet bende kurtulamam. Meğer ki Allah katından bir rahmet ve faziletle beni koruya.” (Müslim, Münâfikîn 76, 78. Ayrıca bk. Buhârî, Rikak 18, Merdâ 19; İbni Mâce, Zühd 20)

Doğruluğun şekilleri ve kısımları vardır. Bunlar söz ve davranışlarda belirginleşir.

1. Sözde Doğruluk

Bir şeyden söz ederken, konuşurken gerçeği çarpıtmadan, ters yüz etmeden konuşmak dürüstlükle uyuşmayan, kişilik onurunu ayaklar altına alan yalan, sözle yapılan büyük bir günahtır.

Yalan münafıklığın alametlerindendir. Hz. Peygamber (s.a.v):

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثٌ إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ

Hz. Peygamber (s.a.v): “Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünden döner. Kendisine güvenildiğinde hıyanetlik yapar” (Müslim, iman, 26) buyuruyor.

Yalan, Kur’an ve hadislerde ağır ifadelerle yasaklanmıştır. Çünkü yalan bütün kötülüklerin başında gelir. Bunun için Hz. Peygamber:

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِىِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ « إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِى إِلَى الْبِرِّ ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِى إِلَى الْجَنَّةِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يَكُونَ صِدِّيقًا ، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِى إِلَى الْفُجُورِ ، وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِى إِلَى النَّارِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ ، حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا »

“Size doğru olmanızı emrederim. Çünkü doğruluk iyi olmaya, iyilik de cennete götürür. İnsan doğrulukta sebat ederek nihayet Allah katında “sıdık” diye yazılır. Sizi yalan söylemekten de menederim. Çünkü yalan kötülük işlemeye, kötülük de cehenneme götürür. İnsan yalan söyleye söyleye sonunda Allah katında “kezzab” diye yazılır.” (Buhari, Edep, 69)

Bir başka hadiste Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

وَحَدَّثَنِى مَالِكٌ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ أَنَّهُ قَالَ قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- أَيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَبَانًا فَقَالَ « نَعَمْ ». فَقِيلَ لَهُ أَيَكُونُ الْمُؤْمِنُ بَخِيلاً فَقَالَ « نَعَمْ ». فَقِيلَ لَهُ أَيَكُونُ الْمُؤْمِنُ كَذَّابًا فَقَالَ « لاَ

“Dedik ki: “Ey Allah’ın Rasülü! Mü’min korkak olur mu? “Evet olabilir” buyurdu. Şöyle denildi: “Peki mü’min cimri olur mu?” “Evet olabilir” buyurdu. “Mü’min yalancı olabilir mi?” “Hayır asla!” buyurdu.” (Muvatta, Kelam 7)

حَدَّثَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ أَنَّهُ قَالَ دَعَتْنِى أُمِّى يَوْمًا وَرَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- قَاعِدٌ فِى بَيْتِنَا فَقَالَتْ هَا تَعَالَ أُعْطِيكَ. فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « وَمَا أَرَدْتِ أَنْ تُعْطِيهِ ». قَالَتْ أُعْطِيهِ تَمْرًا. فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « أَمَا إِنَّكِ لَوْ لَمْ تُعْطِيهِ شَيْئًا كُتِبَتْ عَلَيْكِ كِذْبَةٌ

“Abdullah bin âmir (r.a): “Bir gün Peygamber (s.a.v) evimizde oturuyorken annem beni çağırdı ve “Gel de sana bir şey vereceğim” dedi. Allah Rasülü (s.a.v) ona dedi ki: “Ne vermek istedin” “Hurma” “Eğer ona bir şey vermezsen bu söz, aleyhinde yalan olarak kayda geçerdi.” (Ebû Davud, Edep, 88 )

إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ

“Allah aşırı giden, yalancı olan kimseyi doğru yola iletmez” (Mü’min 40/28)

2. Davranışlarda Doğruluk:

Buna söz ve eylem uyumu da denir. Yemine bağlı kalmak, verilen sözü tutmak gibi.

Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ   -   كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

“Ey İman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.” (Saff 61/2-3)

Diğer bir ayette de Mevlamız:

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz o yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hud 11/112)

Riya ve dalkavukluk gibi davranışlarda dürüstlükle bağdaşmayan İslam’ın yasakladığı davranışlardandır.

3. Kararda Doğruluk

Hayırlı işler yapmayı tasarlamak. Eğer kişi tasarladığını yaparsa doğru kararlı, yapmazsa yalan kararlı olur.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyuruyor:

مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا

“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir. (Şehit olmuştur) Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzâb 33/23)

4. Niyette Doğruluk

Niyeti riya ve gösteriş şaibelerinden arındırmak ve sırf Allah rızasını gözetmek. Rasülullah (s.a.v):

إنَّما الأَعمالُ بالنِّيَّات ، وإِنَّمَا لِكُلِّ امرئٍ مَا نَوَى

“Ameller, ancak niyetlere göre değerlenir. Herkesin ancak niyetine göre amelinin karşılığı vardır...” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1)

Doğru niyet, davranışları ibadetten ayırır. Doğru ve samimi niyetler davranışları bile ibadete çevirir. İnsanların davranış ve hareketlerinde bilinç ve şuur oluşturur. Neyi niçin, ne zaman ve nasıl yaptığının farkında olunmasını sağlar. Doğru niyet ve doğrulukla yapılan her işin sonu bizi başarıya ulaştırır.

Dürüstlük; mutlu erdemli ve üstün bir toplumun vazgeçilmez bir niteliğidir. Toplumsal mutluluğun âhlaki sembolüdür.

Eğer bir toplumda doğruluk ve dürüstlüğün yerini yalancılık, riya, dalkavukluk, hile ve aldatma alırsa o toplum çöküşün eğişinde demektir. Toplumda huzur, düzen ve güven ortamının oluşmasında dürüstlük en önemli etkenlerdendir.

Gökhan AKOĞLAN