Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kur'an Kursları Hakkındaki Düşünceniz Nedir?
 

Online Misafirler...

Şu anda 7 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 100341
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Mustafa KESKİN tarafından yazıldı.   
Salı, 02 Mart 2010 10:07

BİR DERVİŞTEN NASİHATLER

Emanete ihanet etmeyin..
Halinizden şikayet etmeyin..
Büyüğünüze emretmeyin..
Boş şeylerde israr etmeyin...
Cahillerle sohbet etmeyin.
Nefesinizi boşa tüketmeyin..
İnsanları bekletmeyin..
Etrafınızı kirletmeyin.
Hayatınızı mahvetmeyin..
Kimseye minnet etmeyin.
İnsanları yüzüne karşı methetmeyin..

Son Güncelleme: Salı, 02 Mart 2010 11:36
Devamını oku...
 
furkan keskin tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Şubat 2010 20:11

Kişi dostunun yolundadır.O halde sizden her biriniz dost edineceği kimseye iyi dikkat etsin.(Hadis-i Şerif)

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Şubat 2010 23:00
 
Mustafa KESKİN tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Şubat 2010 15:00

-KURTULUŞA ERENLER VE HELAK OLANLAR-

 

ALLAH rasulü ( s.a.v ) buyurur ki:Ya Alim ol ya öğrenen ol ya onları dinleyen ya da onları seven  ol .Sakın  Ha;Beşincisi (cahillerden) olma helak olursun .(Rivayeti Beyhaki)

Sevmekle başlayalım isterseniz .Kimi seveceğiz, nasıl seveceğiz ,niçin seveceğiz?

Başta ilim ehlini, Alimi, öğreneni. Onu dinleyeni seveceğiz. Alimleri ilim meclislerinde bulunarak ona maddi ve manevi katkıda bulunarak hizmet ederek seveceğiz. Sevdiğimizi ALLAH için seveceğiz buğuz ettiğimizi de ALLAH için buğuz edicez .Alimlere sevgimizi ilim meclislerinde  bulunup onları dinleyerek onlardan aldığımız bilgileri hayatımızın her alanında uygulayarak  gösterebiliriz

Sadece dinleyici olmak yeterli mi ? Elbette değildir.Bir üst basamak olan ilmi öğrenen yani öğrenci olma boyutuna geçmemiz gerekmiyor mu?Allah Rasulü (sav) sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve onu öğreteninizdir,buyurmuşlar.Onu güzel öğretmek için önce güzel öğrenmek lazımdır.

Bütün sevgilerin merkezinde; ilim sahibi olmak, bilen olmak, ilmiyle amel edebilmek vardır.Yüce Allah Alak suresinde ne buyuruyor bakınız."Seni yaratan Rabbinin adıyla oku !O insanı ‘’alak’’dan   yarattı,oku! Senin Rabbin en cömert olandır.O kalemle yazmayı öğretendir,insana bilmediğini öğretendir."

İlim sahibi bilir ki Yüce Allah:

-Niçin yapmadığınız şeyleri başkalarına söylüyorsunuz? Ayetinin mucibince önce bildikleri ile amel eder önce öğrenir sonra hayatında uygular hem yaşantısıyla hem davranışıyla onu çevresine yansıtır.Daha sonra bunları herkese öğretir

Allah Rasulü(sav):Beşincisi (cahillerden) olma helak olursun buyuruyor.

Kimdir bu cahiller?Okuma yazma bilmiyenler mi? Kitap defter görmeyenler mi? Çarşıya pazara çıkmayanlar mı?Onunda cevabını Yüce Allah a’raf suresinde (179) veriyor:

“Andolsun biz,cinler ve insanlardan kalpleri olup da bunlarla anlamayan,gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla duymayan birçoklarını cehennem için var ettik.İşte bunlar hayvanlar gibi,hatta daha da aşağıdadırlar .İşte bunlar gafillerin (cahillerin) ta kendileridir.”

Kalpleri var ama hakkı anlamıyorlar,gözleri var hakkı göremiyorlar kulakları var hakkı duymuyorlar . İşte  bunları ALLAH ü teala insan olarak nitelendirmediği  gibi , hayvanlardan da aşağı olarak  nitelendiyor. İnsanların eğitim ne olursa olsun.(kastımız eğitime bilme bilgiye karşı olmak değil).

Ne diyor şair :Ne kadar  alim olsa baban kardeşin

İmanın olmazsa yoldaşın

Hak yoluna koymaz isen başın

Dört kitabı yutmuş olsan ne fayda

Niçin zamanın  Ebul Hakem’i oldu ;Ebu Cehil .Çünkü peygamberi görüyordu. gözleri vardı hakkı  görmüyordu kulakları vardı hakkı duymuyordu.İşte cahillerden olursanız helak olursunuz.                                                                                     Hazırlayan: Mustafa KESKİN

BİRGİ DERVİŞAĞA CAMİİ MÜEZZİNİ

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Şubat 2010 22:58
 
furkan keskin tarafından yazıldı.   
Pazar, 14 Şubat 2010 21:30

Allah katında en sevgiliniz,ahlâkı güzel olan,halk ile geçinenler ve kendisiyle geçinilen,yumuşak huylu olanlardır.Ve Allâh yanında buğz . . edilenlerinizde, insanla arasında biribirine lâf götürüp getirmekle uğraşan, onların kusurlarını arayarak din kardeşlerinin aralarına tefrika sokanlardır.(Hadis-i Şerif)

Son Güncelleme: Pazartesi, 15 Şubat 2010 00:10
 
Mustafa KESKİN tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 08 Şubat 2010 14:51

ALTI YÜZ DİRHEMLİK İPLİK                                                                                                                 
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.
– Ya Rabbi! Bu öksüzlerin, yetimlerin rızkını ver, diyerek sabah erkenden pazarın yolunu tuttu. Yolda giderken Şeyh AbdülkadirGeylani Hazretlerinin evinin önünden geçiyordu. Onu görünce durakladı. Şeyh mürüdleriyle sabah namazından çıkmıştı, yaşlı kadını görünce duraklayarak:
- Hoş geldin bacı, nereye gidiyorsun?
- Bir miktar ipliğim var, pazara götürüp satacağım.
- Ver bakalım. Benden altıyüz dirhem ip isteniyor, bunu ver de ben satayım.
- Memnuniyetle, lütuf buyurmuş olursunuz, efendim dedi ve ipi verdi.
Abdülkadir Geylani Hazretleri eline aldığı ipi şaka yollu mescidin damına atınca hemen nereden geldiği belli olmayan büyük bir kuş gelip, ipi kapıp gider. Kadın bu nebiçim şaka diye kendi kendine söylenmeye başlayınca, müritler kadına itiraz etmemsi için işaret ettiler, kadında daha fazla bir şey demedi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Şubat 2010 22:52
Devamını oku...
 
keskihoca tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 06 Şubat 2010 22:09

MAŞİTE HANIMIN İMANI Firavunun hazine işleriyle görevli bir veziri, bunun da Maşite adında bir hanımı vardı. Firavunun kızının dadılığını yapıyordu. Kendisi Musa aleyhisselamın dinine inandığı halde imanını gizliyor, ibadetlerini de gizli yapıyordu.

Maşite hatun bir gün hamamda Firavunun kızının saçını tararken, tarak yere düştü. Tarağı yerden gayri ihtiyari besmele çekerek aldı. Firavunun kızı bu söze kızarak dedi ki:
-Ey dadı! Bu nasıl sözdür. Benim babamdan başka tanrı mı vardır? Babamın adını değil de, bir başkasının adını nasıl söylersin?
-Evet yavrum Allah vardır. Hem yeri, göğü ve içindekileri yoktan var eden, seni beni, babanı ve bütün varlıkları yaratan bir Allah vardır.

Firavunun kızı bu sözlere daha da kızarak dedi ki:
-Seni babama şikayet edeceğim. Hak ettiğin cezaya çarptırılacaksın.

Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Şubat 2010 23:39
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>