|
|
|
ÇOCUKLARA KARŞI GÖREVLERİMİZ I.Konunun Planı:
II.Konunun Açılımı ve İşlenişi
III.Konunun Özet Sunumu Çocuk Allah’ın insana lütfettiği en güzel nimetlerden biridir. Bu nimet büyüklüğü nispetinde de aynı zamanda bir sorumluluk ve külfettir. Önemli derecede imtihan vesilesidir. Bir insanın dünya ve Âhiret hayatını çok yakından ilgilendiren önemli bir konudur. Dünya hayatında gurur ve övgü vesilesi olabildiği gibi utanç kaynağı da olabilir. Ahiret hayatı için sadaka-ı cariye olarak sevap ve huzur vesilesi olurken, azaba da vesile olabilir. Bu ve benzeri olumlu ve olumsuzlukları ayıran çizgi eğitimdir.Çocukluğundan itibaren rüştüne erene kadar, anne ve babalar helal rızık vererek, iyi örnek olarak, eğitimleri için her türlü fedakarlığı yaparak onları geleceğe hazırlamalı ; böylece onların uhrevi geleceğimiz açısından nimet vesilesi olmasına çalışmalıyız. Bu amaçla, Ayeti kerimede belirtildiği gibi temel hedefimiz onları “ateşten esirgemek” olmalıdır. Bunun yolu dünya ve ahiretini dengede tutacak şekilde yetişmesini sağlamaktır. Bir canlı olarak nefsine; bir evlat olarak anne-babasına, akraba ve komşusuna ; bir insan olarak insanlara, kul olarak Allah’a , fert olarak devletine, milletine karşı görevlerini bilen ve yerine getiren dengeli, tutarlı, uyumlu, dürüst ve ahlaklı bir insan olarak yetiştirilmesi çocuğun hakkı ve anne-babaların ise görevidir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْليكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ .... “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun “ Tahrîm 66 / 6 Çocuğun söylenenleri eksiksiz anlayıp tam olarak cevap verebilir hale gelmesinden daha önce , çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren en azından namazda okuyacağı sûreler, duâlar, namazın rükünleri, gibi önemli konuları öğrenmesi ve dinin direği olan namaz için hazır hale gelmiş olması, namazla ilgili farz vâcip, sünnet her çeşit bilgileri öğrenmesi gerekir. Dal küçükken eğilir ve: Müslüman evladının öncelikle eğilmesi, alıştırılması gereken şey namazdır.Âile reisini terbiyeden sorumlu tutan Kur'ân-ı Kerîm, âile fertlerine bilhassa namazın emredilmesi üzerinde durur: (İlgili ayet-i kerimeye bakınız) Tâ-Hâ 20/132 Çocuk Öldürme Yasağı: Çocukların korunması hususundaki Kur'anî tahdid ve tedbirlerden biri de çocuk öldürme yasağıdır. Eski çağlardan beri bütün dünyada çeşitli şekillerde mevcut olan bu meş'um gelenek, câhiliyye devri Araplarında da yaygın şekilde mevcuttu. Kur'an-ı Kerim bu müessif uygulamaya birçok kereler deyinir.Kurân-ı Kerim, câhiliyye devri Araplarında mevcut çocuk öldürme âdetine de yer verir: (İlgili ayet-i kerimeye bakınız) (En'am, 137). Erkek ve kız her iki cinsten çocukları "fakirlik" korkusuyla öldürtüp, kızları da "ar" düşüncesiyle diri diri toprağa gömdüren bu geleneğin İslam'ın ilk tebliğ edildiği günlere kadar canlı ve de yaygın bir şekilde geldiğini gösteren pek çok rivayet mevcuttur. Şu ayet-i kerimede en büyük haramlar sayılırken, çocuk öldürme, üçüncü sırada gösterilmiştir: (İlgili ayet-i kerimeye bakınız) Enam 6/151 Çocuk öldürenlerin büyük hüsrana uğrayacakları haber verilir. (İlgili ayet-i kerimeye bakınız) En'am 6/140 Kadın ve erkeklerle yapılan bey'atlarda çocuk öldürmeme şartı konur. (İlgili ayet-i kerimeye bakınız) Mümtehine 60/12 Kurân-ı Kerim, öldürme yasağını sıkça tekrar etmiştir. Gerek yukarıda kaydettiklerimiz ve gerekse "Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman" mealindeki (Tekvir 81/8-9) ayeti ile iki ayrı yerde geçen ve "Fakirlik korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin, sizi de, onları da rızıklandıran biziz" (İsra 17/31; En'am 6/151) ayetlerinde Firavunlarca "mü'minleri zayıf kılmak" için işlendiği bildirilen bu cinayetlerin "fakirlik korkusu" kılıfına büründürülmüş şekliyle mü' minler tarafından benimsenebileceğine işaret edilmekte ve bu tuzağa düşülmemesi için "fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin" emri tekrar edilmektedir. IV. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler Bakara 2/ 233 , En’âm 6/140 , Tâhâ 20/123, Nahl 16/90, Hucurat, 49/9, Mâide, 5/8 Kehf, 18/46 , En’âm 6 /151 V.Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler .. وعن أبى هريرة رضى اللّهُ عنهُ قال: قال رسولُ اللّهِ: مَا مِنْ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الفطرةِ ثم يقولُ اقرؤا »فِطرَةَ اللّهِ التى فطَرَ النّاسَ علَيْهَا« فأبَواهُ يُهَوِّدَانِهِ أوْ يُنَصِّرَانِهِ أوْ يُمجّسَانِهِ كَمَا تُنْتِجُ البَهيمةُ بَهِيمةً جَدْعاءَ، هلْ تُحسونَ فيهَا من جَدْعاءَ حتَّى تكونُوا أنتم تجدعُونَهَا. قَالُوا يا رسُولَ اللّهِ: أفَرأيْتَ من يَمُوتُ صَغِيراً؟ قَالَ: اللّهُ أعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ أخرجه الستةُ إّ النسائىّ، وهذا لفظُ الشيخين، وللباقينَ بنحوِهِ.وفي أخرى مَامِنْ مَوْلُودٍ يُولدُ إَّ وَهُوَ عَلى هذِهِ الملَّةِ حتَّى يُبينَ عنه لسانُهُ Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor; Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Her çocuk fıtrat üzerine doğar" buyurdu ve sonra da "Şu ayeti okuyun" dedi: "Allah'ın yaratılışta verdiği fıtrat..." (Rum, 30). Sonra Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözünü şöyle tamamladı: "Çocuğu anne ve babası Yahudileştirir veya Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir. Tıpkı hayvanın doğurunca, azaları tam olarak yavru doğurması gibi. Siz kesmezden önce, kulağı kesik olarak doğmuş hayvana rastlar mısınız?" Dinleyenler: "Ey Allah'ın Resûlu, küçükken ölenler hakkında ne dersiniz (cennetlik mi, cehennemlik mi?) diye sordular. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi: "(Yaşasalardı) nasıl bir amel işleyeceklerdi Allah daha iyi bilir."Buhârî, Cenâiz 80 , II, 97-98 وعن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: قال رسولُ اللّهِ :لَا َ تَدْعُوا عَلى أنْفُسِكُمْ، وَلَا تَدْعُوا عَل أولاََْدِكُمْ، وَلَاَ تَدْعُوا عَلى خَدَمِكُمْ، وَلَا تَدْعُوا عَلى أمْوَالِكُمْ َ تُوَافِقَ مِنَ اللّهِ سَاعَةَ نَيْل فِيهَا عَطَاءٌ، فَيَسْتَجِيبُ لَكُمْ Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor): "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefislerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğiniz kabul ediliverir." [Ebû Dâvud, Salât 362, II 185 No:1532. أنَّ رَسولُ اللّهِ سُئِلَ عَنْ ذلِكَ فقَالَ: إذَا عَرَفَ يَمِينَهُ مِنْ شِمَالِهِ فَمُرُوهُ ﺑﺎلصَّلوةَ ِ"Resûlullah'a bundan (namazın çocuğa ne zaman emredileceğinden) sorulmuştu: "Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin" buyurdu." Ebû Dâvud, Salât 26, II, 335 , No:497 عن أنسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: دَخَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللّهِ عَلى أبِى سَيْفٍ الْقَيْنِ، وَكَانَ ظِئْراً لِإِبْرَاهِيمَ عَلَيْهِ السَّلَام ابْرَاهِيمَ بْنِ رَسُولِ اللّهِ فَأخَذَ رَسُولُ اللّهِ إبْنَهُ فَقَبَّلَهُ وَشَمَّهُ. ثُمَّ دَخَلْنَا عَلَيْهِ بَعْدَ ذلِكَ، وَإبْرَاهِيمُ يَجُودُ بِنَفْسِهِ، فَجَعَلَتْ عَيْنَا رَسُولِ اللّهِ تَذْرِفَانِ. فقَالَ عَبْدُالرَّحْمنِ بْنِ عَوْفٍ: وَأنْتَ يَا رَسُولَ اللّهِ؟ فقَالَ: يَا ابْنَ عَوْفٍ إنَّهَا رَحْمَةٌ. ثُمَّ أتْبَعَهَا بِأُخْرى. فَقَالَ: إنَّ الْعَيْنَ تَدْمَعُ وَالْقَلْبَ يَحْزَنُ، وََﻻ نَقُولُ إَّﻻ مَا يُرْضِى رَبَّنَا، وَإنَّا بِفِرَاقِكَ يَا إبْرَاهِيمُ لَمَحْزُونُونَ. Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la birlikte demirci Ebu Seyf radıyallahu anh'ın yanına girdik. O, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın oğlu İbrahim'in süt babası idi. Aleyhissalâtu vesselam oğlunu aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra yanına tekrar girdik. İbrahim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Aleyhissalâtu vesselâm'ın gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh:"Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah'ın Resûlü?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Ey İbnu Avf! Bu merhamettir!" buyurdu ve ağlamasına devam etti. Sonra şöyle söyledi: "Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi razı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılmandan bizler üzgünüz!" [Buhârî, Cenâiz 44; II, 75, VI. Yararlanılabilecek kaynaklar. Karagöz İsmail, Aile ve GENÇLİK, TDV Yayınları/331, Ankara 2005 Savlu, Ahmet Hamdi, Çocuk Terbiyesi, Akın Basımevi, Konya 1978 Not: Bu vaaz projesini Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Rüstem BEŞLER hazırlamıştır. |











