Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kuran Kurslarını; "Kur'an eğitiminde yeterli buluyormusunuz?
 

Online Misafirler...

Şu anda 9 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 327903
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Yazdır e-Posta
Mustafa BİLGİÇ (Ödemiş İlçe Müftüsü) tarafından yazıldı.   

DİNİ GÜN ve GECELER – MİRAÇ

A – GİRİŞ:

İsrâ: Sözlükte:  gece yürüyüşü, geceleyin yaya veya binekli olarak yapılan yürüyüş anlamınadır. İslam dinindeki anlamı; Hz. Peygamber (s.a.s)'in Allah(c.c.) tarafından gecenin bir vaktinde, Burak isimli bir binitle Mekke'den Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesi sırasındaki yolculuktur. İsrâ bir mu’cizedir.

Mi'rac: alttan yukarıya, yükseğe çıma, yükselmek için kullanılan alet ya da merdiven, asansör anlamlarınadır. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)'in Allah tarafından Mi’râc adı verilen vasıta ile gök katmanlarında seyahatle yükseltilerek,  huzuruna kabul edilmesi mucizesidir. Mi’râc Mu’cizesi hicretten bir buçuk yıl kadar önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşmiştir. Mu’cizenin iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescid’ül-H

aram'dan Cebrâil refakatinde Burak'la Beytü'l-Makdis'e (Kudüs’e) götürülmüştür. Kur'an’da anlatılan bu aşama,  İsrâ Mu’cizesi adıyla anılır. İkinci aşaması ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Cebrâil refakatinde, Mi’rac ve Refref denilen vasıtalarla Allah'ın huzuruna yükseltilmesidir. Mi’rac olarak anılan bu yükselme ve huzura kabul mu’cizesi Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste Hz. Peygamber tarafından ayrıntılı biçimde anlatılmıştır.

B – KONU İLE İLGİLİ AYETLER:

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece     Mescid-i Haram’dan çevresini (nehirler ve meyvelerle) bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir/O. Her türlü kusur eksikliklerden münezzehtir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra, 17/1)

İsrâ ve Mîrac, Peygamberimizin mucizelerindendir. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Hz. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı, -bizce mahiyeti bilinmeyen- bir binite bindirerek, önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş, oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Hz. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir.

 

Mucizeler, sünnetullah dediğimiz tabiat kanunlarını yaratan Allah’ın irade ve yaratmasıyla, bu kanunlara muhalif olarak meydana gelen harikulade olaylardır.  Bu sebeple, onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz.

1--وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى -2..مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى -3-وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى -4-إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى -5- عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى -6-ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى -7-وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى -8-ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى -9-فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى......

1,2 - Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.  3 - O, nefis arzusu ile konuşmaz. 4 -  (Size okuduğu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.  5,6,7 - (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. 8 - Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. 9 - (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.” (Necm, 53/1-9)

 

“Necm suresi 8-9 ayetlerinde Peygamberimiz (s.a.v) Miracta Cenabı Hakka tazim ve selamlarını arz eder. O da rahmet ve bereket sözcükleri  ile selamını karşılar. Namazlardaki oturuşlarda okunan tahiyyat işte bu buluşmanın bir hatırasıdır.

 

Bu yolculukta şehitlerin ve muttakilerin ruhları ile meleklerin barınağı olan Cennetül Me’va’yı görme şerefine eren Peygamberimize (s.a.v) cenneti hak edenlerin erişecekleri mutluluklar ile cehenneme gitmeye müstehak olanların karşılaşacakları acı sonuçlar bildirilmiştir. Miraçta Rasülulla (s.a.v.) ‘e  beş vakit namaz, Bakara Suresinin son iki ayeti ve ümmetinden şirke düşmeyenlere yani büyük günahların mağfiret edildiği müjdesi verilmiştir.”

C – KONU İLE İLGİLİ HADİSLER:

“Hz. Enes b.Malik, (radıyallahu anh)  Malik İbnu Sa'saa (radıyallahu anh)'dan naklen anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara,  Mirac'a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki:

"Ben Ka'be'nin avlusundan Hatim kısmında -belki de Hıcr'da demişti- yatıyordum, -bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim-  Derken bana biri geldi,   şuradan şuraya kadar (göğsümü)  yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla [ve hikmetle] dolu, altından bir kap getirildi. Kalbim [çıkarılıp su ve zemzem ile] yıkandı. Sonra içerisi (imanla)  doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak'tı. .... Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselam beni götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını... (takiben)  Hz. Adem aleyhiselam'ı gördüm.(Daha sonra)  Hz. Yahya ve Hz. İsa aleyhimasselam ile karşılaştım.  Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı.(Orada) Hz. Yusuf aleyhiselam'la karşılaştık. (Daha sonra) Hz. İdris, Hz Harun ,   Hz. İbrahim,  (aleyhimüsselam)  ile karşılaştım. ...

Sonra   Sidretü'l-Münteha'ya çıkarıldım.  .... Oradan  geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselam'a uğradım. Ne ile emredildin?" dedi."Her gün beş vakit namazla!" dedim .”( Buhari, Bed’ül- Halk, 6 (IV/77) , Müslim, İman, 264 (I/140-150))

Namaz beş vakit olmakla birlikte elli vakit olduğu ifade edilir. Bu, "yapılan her hayrın Allah indinde en az on misliyle kabul edileceği"ni tebşir eden âyet-i kerîmeye uygun bir ihbardır: مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَا

"Kim bir hayır işlerse işte ona bunun on katı vardır.” (En'âm 6/160)

Şu halde Resûlullah'a Mî'rac'ta farz edilen beş vakit namaz, mü'minin defter-i ameline on misliyle yani elli vakit olarak yazılmaktadır. Rabbimiz, namazın ehemmiyetini gereğince takdir etmemiz için elli vakit olarak farzetmiş, lütfunun, kereminin genişliğini ifade için de beş vakte indirerek elli vakit olarak değerlendirmeye tabi tutmuştur.

وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: لَمَّا كَذَّبَتْنِى قُرَيْشٌ قُمْتُ في الْحِجْرِ فَجَلَّى اللّهُ لِى بَيْتَ الْمَقْدِسِ فَطَفِقْتُ أُخْبِرُهُمْ عَنْ آيَاتِهِ وَأنَا أنْظُرُ إلَيْهِ. )خرجه الشيخان والترمذي .(

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Kureyş beni tekzib ettiği ( ve Kudüse gidip gitmediğimi imtihan için bana Kudüs mescidi ile ilgili sorular yönelttikleri) vakit, Hıcr'da ayağa doğruldum. Allah Teala hazretleri  Beytu'l-Makdis'i bana tecelli ettirdi. Ben onlara onun alâmetlerini birer birer haber vermeye başladım. Ben Beytu'l-Makdis'e  bakıyor hem de haber veriyordum." (Buharî,   Tefsir, İsra 3; (V / 224)   Müslim, İman 276, (I/156)

C – SONUÇ:

Miraç, Peygamberimiz (s.a.v) hiçbir beşere nasip olmayan mazhariyete kavuşması olduğu gibi, İslamın geleceği bakımından da müjdelerle yüklü bir mu’cize niteliği taşır. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v) ‘in en sıkıntılı dönemine rastlayan bu mucize ile Allah rızası için iman mücadelesi veren ve her türlü gayreti gösteren mü’minlere ümit ve başarı mesajı verilmiştir. Nitekim akabe biatları ve hicret, miraç mucizesinden sonra gerçekleşmiştir. Miraç hadisesi ile Peygamberimiz bir bakıma beşeri özelliklerini koruyarak Allah’a yaklaşabileceği son noktaya kadar yaklaşmış ve Cenabı hak selam ile kendisine hitap etmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac mucizesini anlattı. Mucizeyi duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i yalanla ithama ve alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Mucizenin gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac mucizesi inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Sıddîk" lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir mucizeyi kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere "O söylüyorsa şüphesiz doğrudur" cevabını vermişti.

Mirac mu’cizesinin gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac Mu’cizesini anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

 

Ödemiş Müftülüğü

www.odemismuftulugu.gov.tr

 

 

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>