|
|
|
KUTSAL MESLEK ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETMENLERİN Öğretmenlik, mesleklerin en güzeli ve en kutsalıdır. Öğretmen de insanların en değerlisidir. Bu kutsallık insanların öğretilmeye ve eğitilmeye olan ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Aç olanı doyuran, susuz olanı içiren de kutsal bir iş ve görev eda etmiştir. Zira yemek ve su içmek de çok önemli bir ihtiyaçtır. Okumak, yazmak ve öğrenmek de yemek içmek kadar önemli bir ihtiyaç ve haktır. Allah insanı okumaya, yazmaya; öğrenmeye ve öğretmeye; eğitilmeye ve eğitmeye kabiliyetli olarak yaratmıştır. Küçük bir bebek olarak dünyaya gelen, yarınların büyük insanı dünyamıza gelirken pek çok istidat ve kabiliyetlerle donatılarak gönderilmiştir. Özünde nüve olarak bulunan donanımlardan hangisini seçer ve sürekli geliştirirse o dalda zirveleri tutabilir. Evet, zirvelerin yolu eğitim ve öğretimden geçer. Her ferdin istediği dalda özgürce eğitim ve öğretim alması, öncelikli bir insan hakkıdır. Allah insana bu hakkı da kabiliyeti de vermiştir. Ayrıca hakkını kullanması için teşvik ve tavsiyelerde de bulunmuştur. Yüce Allah, indirdiği ilk ayetlerde Peygamberimize(s.): “(Ey Muhammed) Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle yazmayı öğretti; insana bilmediğini öğretti.”[1] buyurmuştur. Ayetin emri sevgili Peygamberimizedir. Ancak, O’na verilen emir ve görevler bizim için de emir ve görevdir. Peygamber Efendimiz, eğitim ve öğretim görevini vefatına kadar 23 yıl aralıksız olarak sürdürmüş ve vefat ederken de geride yüz bini aşkın eğitimli sahabe topluluğu bırakmıştı. Eğitimle en azgın, en sapkın ve başıbozuk insanları, en ahlaklı, en dürüst ve en merhametli insanlar haline getirmişti. Okumak ve yazmak, öğrenmek ve öğretmek insana mahsus bir ayrıcalıktır. Bu nimet Allah’ın insana verdiği karşılıksız bir ihsan ve ikramdır. İnsanı, insanlık semasına yükselten, onu diğer varlıklardan ayıran ve üstün kılan temel farklılık budur. Yüce Allah, insanoğluna, Kereminin gereği kalem tutacak el, harfleri bilecek akıl ve zekâ vermiştir. Bunlar O’nun engin Rahmetinin, sonsuz kereminin ve cömertliğinin gereğidir. Allah’tan bize hediye ve ikramdır. Yüce Allah, okumayı ve yazmayı; öğrenmeyi ve öğretmeyi; genç nesillerimizi eğitmeyi toplum olarak bizlere farz kılmıştır. Kur’anda Yüce Allah “ De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler aynı seviyede olur mu?- elbette olmaz- Ama sadece akıl sahipleri öğüt alırlar”[2] Yine Kur’anda: “Allah, sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verenlerin derecelerini yükseltir…”[3] Buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz (s.): “Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah onu cennete giden yollardan birine sevk eder. Şüphesiz melekler ilim arayışında olan öğrencilerin üstüne kanatlarını gerer; göklerde ve yerde olan her şey, hatta suyun içindeki küçücük bir balık bile, ilim ehli için istiğfar eder. İlim öğrenenin ibadet edene üstünlüğü; dolunay gecesinde ayın yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz âlimler, peygamberlerin vârisleridir; Peygamberler altın ve gümüş miras bırakmazlar. Onlar, sadece ilim miras bırakırlar. Mirastan pay olarak ilim alanlar; çok büyük pay almış olurlar.”[4] Sevgili Peygamberimiz(s.) bir gün evinden çıkıp, mescide girdiğinde orada halka oluşturmuş iki topluluk gördü. Bir halkadakiler Kur’an okuyor ve Allah’a dua ediyorlardı. Diğerleri ise ilmi konuları müzakere ediyorlardı. Peygamber efendimiz(s.) onlara bakıp: “Bunların her biri hayırlı birer iş üzerindedirler. Bunlar Kur’an okuyup, Allah’a dua ediyorlar; Allah dileklerini isterse verir, istemezse vermez. Ötekiler de ilim öğreniyorlar ve bilmeyenlere de öğretiyorlar. Bunların yaptığı iş daha hayırlıdır. Şüphesiz ben, muallim olarak gönderildim, dedi ve ilim meclisinde olanların yanına oturdu.”[5] Hz. Ali Efendimize nispet edilen, halkımız ağzında yaygın bir söz vardır. Anlamı çok güzeldir. “ Kim bana bir harf öğretirse, ben onun kulu olurum.”[6] Evet, öğretmenler eli öpülesi seçkin insanlardır. Meşru olmak kaydıyla öğretmenlik mesleğinin dışındaki dallarda da eğitici, öğretici, usta ve hoca konumunda olan herkes sevgi, saygı ve vefayı hak etmektedir. Bu konumda olan büyüklerimizi babamız gibi sevmeli ve saymalıyız. İnsanlığın öğretmeni Hz. Muhammed’e ve O’nun yolunun yolcusu değerli öğretmenlerimize ve ustalarımıza selam ve saygılarımla… 22-02-2010 Hasan ERSÖZ
[1] Alak 3-5 [2] Zümer 39/9 [3] Mücadele 58/11 [4] Ebu Davud, Sünen 10/49 [5] İbni Mace, Sünen 1/265; Buğyet’ül-Haris1/31; Dârimî, Sünen1/389; Tayâlîsî, Müsned 6/310 [6] Keşf'ül-Hafâ 2/265; Nisâbûrî, Tefsir 4/45
|











