|
|
|
HAZRETİ ÖMERİN RASULÜLLAH SEVGİSİ Sevgi imanın özüdür, mayasıdır. Bütün ashap(r.) efendilerimizde Hz. Peygambere(s.) karşı fevkalade bir sevgi vardı. Çünkü kendileri cehalet karanlıklarında, şirk ve küfür bataklıklarında ne yaptıklarını bilmeden yol arayıp dururken, onları hakikate uyandıran Peygamber Efendimiz(s.) olmuştu. Ellerinden tutmuş hakiki Ma’bud Allah’a yönlendirmişti. O Allah’ın vazifeli tebliğ memuru konumunda olduğundan, O’na gösterilen sevgi, O’nu görevlendiren Allah hesabınaydı. Hz. Ömer Halifeliği döneminde ashabı maaşa bağlamıştı. Kıdemine, yararlılıklarına, katıldığı savaşlara ve Hz. Peygamber’in(s.) kendilerine olan sevgisine göre maaşlarını belirlemişti. Hz. Ömer(r.) oğlu Abdullah ile Peygamberimizin(s.) azatlısı Zeyd’in oğlu Üsâme aynı yaşlarda ve aynı özelliklere sahip iki genç sahabeydi. Hz. Ömer (r.) Üsâme’ye üç bin beş yüz, oğlu Abdullah’a ise üç bin dirhem maaş bağladı. Abdullah aradaki farkın sebebini babasına sordu: -Üsâme’ye üç bin beş yüz dirhem, bana üç bin dirhem verdin, bunun sebebi nedir? Yemin ederim Üsâme, benim katılmadığım bir savaşa katılmış da beni geçmiş, bana üstünlük sağlamış değildir, dedi. Hz Ömer(r.) çok ince ve hassas noktalara dikkat çeken, derin hikmetleri içeren şu önemli cevabı verdi: -Oğlum! Allah Resulü(s.), onun babası Zeyd’i, senin baban Ömer’den daha çok severdi. Onu da senden daha çok severdi. Ben Resulüllah’ın(s.) sevgisini, kendi sevgime tercih ettim,[1] dedi. Üsame’nin babası Zeyd, küçük bir çocuktu. Annesi Su’dâ Tayy kabilesinden, babası Hârise Kelp kabilesindendi. Zeyd ve annesi akrabalarını ziyaret için bir kervân’a katılıp Tayy kabilesine doğru yola çıktı. Yolda Kayn kabilesinin atlı eşkiyaları kervân’a saldırdı. Kerv3anı soydu ve Zeyd’i köle olarak satmak için gaspetti. Hz. Hatice’nin kardeşi Hızâm’ın oğlu Hakîm, onu Ukâz veya Hıbâşe panayırında köle olarak satılırken gördü ve halası Hz. Hatice için dört yüz dirheme satın aldı. Hz. Hatice(r.) Hz. Peygamberle evlenince Zeyd’i Peygamber(s.) Efendimize hediye etti. Peygamber de onu azâd etti ancak Zeyd Peygamberimizle birlikte kalmaya devam etti. Peygamberimiz (s.), Zeyd’e çok iyi davranıyor, öz evladı gibi seviyor, kendi çocuklarından ayırmıyordu. Zeyd de Peygamber Efendimizi çok sevmiş ve O’na bağlanmıştı. Babası Hârise ağıtlar yakarak Zeyd’i arayıp duruyordu. Kelp Kabilesi mensubu hacılar onu Mekke’de görüp tanıdılar, hac dönüşü babasına haber verdiler, yerini tarif ettiler. Hârise kardeşi Ka’b ile Mekke’ye geldi ve Resulüllah (s.) Efendimizi buldular. Ona: - Oğlumuz Zeyd’in senin yanında olduğunu öğrendik; dilediğin kadar para verelim oğlumuzu biz geri ver, alıp götürelim, dediler. Allah Resulü(s.): - Evet, doğru, o yanımda. İsteğinize gelince, Zeyd’i çağırıp soralım, eğer sizi tercih eder ve sizinle gitmek isterse, hiçbir şey ödemenize gerek yok, alıp götürün; ama eğer beninle kalmak isterse, bırakın kalsın, dedi. Peygamberimiz(s.) Zeyd’i çağırdı ve kendisini babasıyla ailesine dönmek veya kendi yanında kalmak arasında serbest bıraktı. Zeyd Peygamber Efendimizi tercih etti; yanında kalmak istedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.) Kabe’de ayağa kalkıp: -Ey insanlar! Bilmiş olun bundan sonra Zeyd benim oğlumdur. O bana mirasçı olacaktır. Ben de ona mirasçı olacağım, dedi.[2] Hz. Ömer(r.) ve Hz. Zeyd’deki(r.) bu peygamber sevgisi, Ashabın (r.) peygamber sevgisine iki küçük örnektir. Sevgili Peygamberimizin Miladi 1439. Kutlu doğum yıldönümünde bizlere örnek olması dileklerimle… 08.04.2010 Hasan ERSÖZ
1Tirmizi 12/295 2Al-İstîâb fî Ma’rifetil-Ashâb 1/162
|











