İMAMLAR VE MÜEZZİNLER
Allah insanları medeni ve toplu halde yaşamaya yatkın olarak yaratmıştır. İnsanların toplu halde ve birbirlerinin hukukuna saygılı şekilde yaşamaları, birbirlerini sevmeleri, saymaları, hoşgörüyle desteklemeleri ve yardımcı olmaları Yüce Yaratıcımızın dilediği ve istediği bir husustur. Toplu halde eda edilen ibadetler bir yönüyle bu amaca yöneliktir. Bundan dolayı dinimiz ibadetlerin cemaat halinde yapılması teşvik etmiştir. Yüce Allah cemaat ile eda ettiğimiz ibadetlere daha çok ecir, sevap ve manevi ücret takdir etmiştir. Cemaat ile namazını eda eden müslümanlara, yalnız başına eda edenlere göre yirmi yedi derece daha fazla sevap verileceği belirtilmiştir.
Toplu halde ibadet yapmak bu derece kıymetli oluyor ve toplu ibadete iştirak eden müminler de kat kat fazla sevap alıyorlarsa, toplu ibadetlerin yapılmasında öncü görev üstlenenlerin, bu sevaplardan önemli pay almaları gayet doğaldır. Onlar bu görevleri sebebiyle ekstra ücrete ve kıymete mazhar olacaklar; fevkalade yüksek dereceler elde edeceklerdir. Elverir ki bu önemli görevi ihlâs ve samimiyetle eda etmiş, layıkıyla yapmış olsunlar. Cennette onların kazandığı dereceleri ve mertebeleri görenler kendilerine gıpta ile bakacak, keşke biz de onlar gibi olsaydık diye özlemlerini ve özentilerini belirteceklerdir.
Bir Hadis-i Şerif ve Misk Kokusu Saçanlar
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam: “Üç kimse vardır; kıyamet günü onların her biri ayrı birer misk öbeği başındadırlar. Kendilerinden önce yaşamış olanlar da kendilerinden sonra yaşamış olanlar da onlara gıpta ile bakarlar; özenir ve onların yerinde olmak isterler.
Birincisi: Günde beş vakit ezan okuyan, gece ve gündüz okuduğu ezanlarla, insanları namaza çağırmayı kendine görev edinen müezzindir.
İkincisi: Namaz için camiye gelen camaate imamlık görevini üstlenen, namaz kıldırma görevini hakkıyla yerine getiren ve cemaati kendisinden hoşnut ve razı olan imamdır.
Üçüncüsü: Haksız yere köleleştirilmiş olduğu halde, hem sahiplerinin kendisine verdikleri görevleri, hem de Allah’a yapması gereken ibadet görevlerini aksatmadan yapan köledir.” buyurdu.[1]
Hadisi şeriften anladıklarımız
Öncelikle Hadisi şerifin cami görevlileri ve toplu ibadetle ilgili bölümü üzerinde durmak ve önemli gördüğüm noktalara dikkat çekmek istiyorum.
İnsanlar toprağı verimli, ticareti canlı, kazancı bol, havası suyu güzel yerlerde toplanırlar. Maddi ve manevi olarak faydalandıkları, hoşlandıkları ve hoş karşılandıkları; hediyeler, ikramlarla ve güler yüzle karşılandıkları; sevildikleri ve sayıldıkları mekânlarda toplanırlar.
Cemaatle ibadet görevini yapmak için insanlar gece ve gündüz demeden neden camilere koşarlar. İçlerinde taşıdıkları heyecan ve aşkın sebebi Allah’a imandır, O’nun sevgisine mazhar olmaktır. Onları gece gündüz camiye çeken Allah rızasından başka bir şey değildir.
Bir başka açıdan da insanları ve tüm varlıkları yaratan ve nimetlerle donata; ikramlarını ve ihsanlarını kullarının üzerine yağmur gibi sağanak sağanak yağdıran Yüce Allah’a(c.c.) ihsan ve ikramlarından dolayı şükür ve teşekkür görevini yapmış olmak için camileri dolduruyorlar. Diğer yandan Yüce Yaratıcının ihsan ve ikramlarından daha çok pay almak amacıyla camilere koşuyorlar. Çünkü Allah bir vakit namazı tek başına eda edene on kat; toplu halde eda edene de, tek başına eda edenden yirmi yedi kat daha fazla sevap ihsan ediyor. Camiye giderken attığı her adımda bir günahını affedip, bir derece yükseltiyor. Camide oturmasını, namazı beklemesini ve namaz sonrası camide geçirdiği vakti de ibadete dâhil ediyor. Böyle karlı ve kazançlı bir ticarete kim koşmaz ki?
Cami Allah’ın Evidir; Görevliler de Allah ve Rasulüllah adına Vazife Yaparlar
Cami Allah’ın evi olunca, o eve cemaati davet eden müezzin onları Allah ve Rasulüllah adına çağırmakta; Allah ve Rasulüllah(s.a.v.) adına karşılamaktadır. Gelen cemaati safa dizip ibadet yaptıran imam efendi de bu görevi Allah’ın emri gereği ve Allah’ın Elçisini temsilen yapıyor. O halde Cami görevlilerimiz yaptıkları görevin önemini iyi kavramalı, kim adına yaptıklarının ve kimi temsil ettiklerinin bilincinde olmalıdırlar. İhlâs, samimiyet ve ayrılmaz meziyetleri, sevgi ve hoşgörü tükenmez sermayeleri olmalıdır.
Görevli müezzinler ve imamlar Allah’ın ulufe ve hediyelerinin camilerde insanlara dağıtılmasına nezaret eden görevliler konumundadır. Görevlerini Allah için yaparlar. Allah’ın ihsan ve ikramlarını kısıtlama, saklama, engelleme hakları yoktur. Bilerek veya bilmeyerek böyle bir yola sapmaları günahların en büyüğüdür.
Görevini hakkıyla yapan cami görevlilerini ise Yüce Allah (c.c.) ahirette çok kıymet verilen, gıpta ile bakılan ve dünyada ifa ettiği görevle uyumlu bir konumda yaratır. Meleklerin ve temiz ruhların gıdası güzel kokulardır. Namaz kılınan, ezan okunan ve Kur’an okunan mekânlarda melekler ve temiz ruhlar da ibadete iştirak ederler. Bunun karşılığı olarak Ahirette ve cennette Allah meleklerin ve temiz ruhların gıdası olan misk kokularını onlara ihsan eder ve hem melekler hem temiz ruhlar ve tertemiz ruh sahibi müminler onların başına yine toplanır ve gıpta ile onların mükâfatını görüp takdir eder, özenerek seyrederler.
Özet olarak diyebiliriz ki: Cemaatle yapılan ibadetlerin sevabı çoktur. Bu ibadetler eğitici ve olgunlaştırıcıdır. Toplu ibadete çağıran müezzin ve toplu ibadeti yapan ve yaptıran imam çok önemli bir görev ifa etmektedir. Bunların dünyadaki bu güzel görevi hatırlatan ve cennet ehlini ve melekleri sürekli etraflarına toplayan, güzel misk kokularından oluşan, bitmek tükenmek bilmeyen mükâfatları vardır. Onlar camilerde cemaati gördüklerinde nasıl mutlu olmuşlarsa; ahirette cennet ehlini, melekleri ve temiz ruhları çevrelerinde gördüklerinde de mutlu olurlar.
24.06.2010
Hasan ERSÖZ
[1] Tirmizi, Sünen 9/130 H.Nr.2490 |