|
|
|
EĞİTİCİ OLARAK ANNE BABALAR Her insan bir yönüyle eğiticidir ve öyle olmak durumundadır. Eğiticilik fıtri istidatlara ek olarak, eğitimle kazanılır. Genel anlamda hayatın her alanında ve safhasında eğitim vardır. Bitkilerin insanlarca bir amaca yönelik yetiştirilmesi; hayvanların kabiliyetleri doğrultusunda ebeveynlerince fiili olarak eğitilmeleri; insanlar tarafından, hizmet amacıyla eğitilmeleri bildiğimiz gerçeklerdir. İnsanların eğitimi ise çok daha önemli ve karmaşıktır. Çünkü, insanlık ancak kaliteli ve dengeli eğitimle ölçütleri yüksek, kapsamı geniş bir yaşam standardına ulaşabilir, huzur ve mutluluğu yakalayabilir. Yazımızın konusu, tam da budur. Ciğerparelerimiz, sevgi çiçeklerimiz, gözbebeklerimiz olan çocuklarımızın ilk ve en önemli eğiticisi anneler ve babalar olarak bizleriz. En çok sevdiğimiz varlığımız olan yavrularımızın ilk eğiticisi olmak aslında hem çok önemli hem de çok eğlenceli, huzur ve mutluluk vericidir. Çünkü yaptığımız iş karşılığında maddi ve manevi hiçbir çıkar hedefimiz ve beklentimiz yoktur. Ve biz anne babalar, bu noktada fıtri görevimizi ve işimizi severek yaparız. Eğitici olarak anne babalar çocuklarına ilk aşamada modellik ve örneklik yaparlar. Bu noktada doğru model olmak ve doğruyu yaşayarak göstermek çok önemli ve çok daha etkilidir. Çocuk önce anne babayı gözlemler, gördüklerini belleğine nakşeder, aklında model oluşturur ve anne basını özenle taklit eder. Çocuğun beynindeki model, doğruluğun tek ölçüsü olarak bir heykel gibi orada durur ve asla silinmez. Ve ona uymayan davranışlar doğru da olsa yanlış muamelesi görür. Anne babanın sözleri ile hareketleri çatışıyorsa yahut çocuğun beynindeki anne baba modeliyle yaşantısını gördüğü anne baba arasında ikilem varsa çocuk uçuruma doğru yol alıyor demektir. İslam’ın geldiği, Kur’an’ın indirildiği ve Hz. Peygamber tarafından insanlara tebliğ edildiği dönemde Medine’de bu ikilemi yaşayan, Yahudiler vardı. Tevrat’ı okuyorlardı ve Hz. Peygambere dair bilgi sahibiydiler. Yeri geldiğinde bunu söyleseler de iş uygulamaya geldiğinde geri adım atıyor ve inkâr ediyorlardı. Kur’an onları bu tutum ve davranış farklılığı sebebiyle kınıyor ve dış iç bütünlüğü konusunda bizi uyarıyor. “ Siz, Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup insanlara iyilik ve güzellik yapmalarını mı tavsiye ediyorsunuz? (Yaptığınız çirkinliği) anlamıyor musunuz?”[1] Bu ayet ilk elde ikilem yaşayan Yahudi toplumunu hedef alıyor ve kitap’la Tevrat’ı kastediyorsa da, Kur’an’ın bu hitabı, bütün insanları kapsam içine almaktadır. Çünkü bu ifade Kur’an’da yer almaktadır ve Kur’an bütün insanlığa hitaptır. Hz. Peygamber de Bütün insanlığın nebisidir. Ayette özellikle dikkat çekilen husus, eğitici ve öğretici konumda olan anne babaların, din adamlarının, öğretmenlerin ve topluma önderlik ve liderlik yapan kişilerin, akıl ve kalp bütünlüğüne, söz ve fiil uyumuna sahip olmaları, yapmadıklarını halka söylememeleri, söylediklerini ise yaşamalarıdır. Hz. Mevlana’nın: “ Ya göründüğün gibi ol! Ya olduğun gibi görün” özdeyişi konumuzu çok iyi özetlemektedir. Hizmet zamanı en önde olmalı, ücret zamanı kendimizi unutup, başkalarını öne geçirmeliyiz. Yoksa hizmet zamanı kaçamak, ücret zamanı ilk sırayı tutmak hiç doğru değildir. Yukarıdaki ayet bu noktalara dikkat çekmektedir. 06.05.2010 Hasan ERSÖZ
[1] Bakara 2/44 |











