Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kuran Kurslarını; "Kur'an eğitiminde yeterli buluyormusunuz?
 

Online Misafirler...

Şu anda 8 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 400371
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Yazdır e-Posta

EĞİTİM EN TEMEL İNSAN HAKKIDIR. 

İnsan,  öğrenmeye ve öğretmeye, okumaya ve yazmaya kabiliyetli olarak yaratmıştır. Ehil bir öğretmen ve mâhir bir eğiticinin rehberliğinde alacağı bir eğitimle insan, sahasında zirveye ulaşabilir.

Öğrenmek ve öğretmek insana mahsus bir ayrıcalıktır. İnsanı insan yapan,  temel farklılık budur ve Allah’ın, insan’a verdiği en değerli armağandır.

Her ferdin serbestçe eğitim ve öğretim alması temel insan haklarındandır. Allah insana, hem bu hakkı hem de kabiliyeti vermiş ve bu yönünde teşvik ve tavsiyelerde bulunmuştur.

İlk inen âyetlerde Yüce Allah : “ Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalem ile yazmayı öğretti. Oku! O, insana bilmediğini öğretti”[1] buyurmakla, bütün insanlara eğitim ve öğretimi emretmiştir.

Sevgili Peygamberimiz (s.) insanlığı eğitmek ve öğretmekle görevliydi. Bu görevini en olumsuz şartlarda, fevkalade başarıyla uyguladı ve tamamladı.  23 yıl süren Peygamberlik görevinden sonra, vefat ettiğinde geride imanlı, ahlaklı, ibadetli, adaletli, insan haklarına saygılı, gönlü sevgi ve insani değerlerle dopdolu, fevkalade aktif ve eğitimli yüz bini aşkın sahâbeler(r.) topluluğu bırakmıştı.

Eğitimin başarısı, eğiticinin başarısıyla, eğitimin sevilmesi de, eğiticinin sevilmesiyle doğru orantılıdır. Öğrettiğini samimi olarak yaşayan ve sevilen eğiticiler başarıya daha yakındırlar. Öğrenciler öğretmenlerine sevgi ve saygı göstermekle kendilerine değer vermiş olduklarını bilmelidirler.

Eğitim ve öğretim, toplum üzerine farz-ı kifâyedir. Peygamberimiz(s.): “İlim öğrenmek, her Müslüman üzerine zaruri bir görevdir[2]” buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerim’de: “ De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit seviyede olur mu, Elbette olmaz!”[3]  “Allah, sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir”[4] buyrulmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz(s.): “Kim, ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah onu cennete giden yollardan birine sevk eder. Şüphesiz ki, melekler ilim öğrenmek için çalışan öğrencilerin üstüne kanatlarını gerer; göklerde ve yerde olan her şey, hatta suyun içindeki küçücük balıklar bile, ilim ehlinin hatalarının affı için Allah’a istiğfar eder. İlim öğrenenin ibadet edene üstünlüğü; dolunay gecesinde ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz âlimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler, altın ve gümüş miras bırakmazlar. Onlar ilim miras bırakırlar. Peygamber mirasından hisse alanlar; çok büyük pay almış olurlar,”[5] buyurarak, ilmi/bilgiyi, ilim adamlarını ve ilim öğrenme çabasında olan öğrencileri övmüştür.

Hz. Ali efendimizin: “ Kim bana bir harf öğretirse, ben ona kul/ hizmetçi olurum”[6] diyerek Öğretmenlik görevinin üstünlük ve şerefine dikkat çekmiştir. İlim müslümanın yitiğidir. Bulduğu yerde onu alır.

Eğiticinin yumuşak huylu, anlayışlı ve sevecen olmalıdır. Bu konuda Hz. Peygamber(s.) bize en güzel örnektir. Muâviye bin el-Hakem derki: Bir gün Hz. Peygamberle birlikte cemaat halinde namaz kılıyorduk. Ben yeni Müslüman olmuştum, İslami kuralları bilmiyordum. Namaz öncesinde Rasulüllah’ın: “Bir kimse hapşırır ve el-Hamdulillâh, derse yanında bulunan ona: Yarhamükellâh / Allah sana rahmet eylesin, diyerek dua etsin!” dediğini duydum. Ancak namazda böyle şeyler söylenmeyeceğini, bilmiyordum.

Namaz vakti girince Hz. Peygamberle birlikte cemaat halinde namaza durduk. Yanımdaki adam namazda hapşırdı. Ben de yüksek sesle “Yarhamukellâh” dedim. Cemaat bana öfkeyle baktı. Ben de namazda olduğum halde onlara: “ Vâ, anası ölesiceler! Bana neden öyle ters ters bakıyorsunuz” dedim. Bu defa cemaat, kendileri beni susturmak istedikleri halde, ellerini uyluklarına vurarak gürültü çıkardılar. Sonunda ben sustum. Anam babam O’na kurban olsun; Hz. Peygamber(s.) gibi ne kendisinden önce, nede sonra, O’ndan daha iyi bir öğretmen ve eğitimci görmedim. O çok iyi bir öğretmendi. Namazı bitirince, bana yüzünü ekşitmedi; beni dövmedi, bana sövmedi. Bana. “ Namazda insani ilişkiler ve dünya işleri ile alakalı konuşmak uygun değildir. Namazda, sadece “Sübhânellâh, Allâhüekber, denir, bir de Kur’an-ı Kerim okunur”[7] dedi.

Evet, Peygamberimiz, son derece yumuşak huylu, anlayışlı, insan psikolojisinden anlayan ve uygulayan bir öğretici ve eğiticiydi. Nefret ettirmez, sevdirirdi. Zora koşmaz, kolaylaştırırdı.

28.04.2010    

Hasan ERSÖZ

 


[1] Alak 3-5

[2] İbni Mace, Sünen 1/260

[3] Zümer 39/9

[4] Mücadele 58/11

[5] Ebu Davud, Sünen 10/49

[6] Keşf'ül-Hafâ 2/265; Nisâbûrî, Tefsir 4/45

7- Müslim, sahih 3/140