Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kuran Kurslarını; "Kur'an eğitiminde yeterli buluyormusunuz?
 

Online Misafirler...

Şu anda 6 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 400367
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Yazdır e-Posta

ALLAH VE RESULÜLLAH SEVGİSİ

Allah ve Resulüllah (s.) sevgisi, imanın kıvamı ve en önemli unsurudur. Sevgi olmadan, ne iman, ne İslam olur. Allah sevgisinin gerçekleşmesi ve gerçekliğinin insan kalbinde tespiti içinse; bu sevginin gereğinin yapılması lazımdır. Allah sevgisinin gereği, Allah’ın sevdiği, insanlara örnek seçtiği Muhammed (s.) uymaktır. Bu gerçekleşirse Allah o kişiyi sever ve sevgisinin muamele eder.

Konumuzla alakalı olarak Cenabı-ı Allah : “ Ey Muhammed, de ki; eğer gerçekten Allah’ı seviyorsanız, iç ve dış bütünlüğünüzü sağlamış olarak bana inanın ve tabi olun, böylece Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.”[1]

Bu âyet-i Kerime, Allah Teâlâ’ya muhabbet iddiasında bulunan herkesi kapsamaktadır. Allah’a muhabbetin ve Allah sevgisinin gerekliliğine delildir. Bunun alameti, delili ve sonucu ise, Allah’ın sevgili Habîb'i Hz. Muhammed’e uymak, hayatını kendimize örnek edinmek, O’nun yaptığı gibi aşırılıklardan sakınarak, dinî hayatımızı dengeli bir şekilde yaşamaktır.

Bir çember üzerinde ayeti anlamaya ve değerlendirmeye çalışalım. Kul Allah’ı bilip tanıyınca, O’nu sever. Allah’ı seven, O’nun da kendisini sevmesini ister; bu arzusuna ulaşmak için bir yol arar. Allah’ın sevgilisi anlamında kendisine Habibullah denilen Hz. Muhammed’e bakar. O’nun bu sevgiye; İmanı, ibadeti ve güzel ahlakıyla ulaştığını görür. O’nun gittiği yoldan giderse Allah tarafından sevileceğini anlar ve inancında, ibadetinde ve ahlakında O’nun gibi yaşamayı gaye edinir. Allah mutlak adalet sahibidir. Kulları arasında adaletsizlik yapmaz. Sevgili habîb'inin yolundan kendisine geleni sever. Böylece kul hedeflediği Allah sevgisine mazhar olur. Bunun sonucu, Allah sevdiklerine, sevginin gereğince muamele eder. Hata ve günahlarını bağışlar, makam ve derecelerini yükseltir. İbadetlerine takdir edilen ücreti on kattan yedi yüz kata, diledikleri için ise istediği miktara kadar arttırır. Sonuçta çember tamamlanmış, sevenle sevilen aynı noktada buluşmuş olur.

 Mahmûd al-Varrâk bu gerçeği çok güzel dillendirir:

Allah’ı sevdiğin iddiasındasın, lakin O’na isyan ediyorsun;
Akıl ve mantık ölçüleriyle, bunun mümkün olmadığı gayet açıktır.
Eğer kalbinde, Allah sevgisi olsaydı, O’na itaat ederdin;
Çükü seven sevdiğine itaat eder; dileğini özenle yapar.
Allah, nimetleriyle her gün seni sınayıp duruyor,
Oysaki sen, bu nimetlerin şükrünü terkle zâyi etmiyorsun.[2]

Sevgili Peygamberimiz(s.) Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir Hadislerinde : “ Canım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim, sizden birinize beni, ana babasından ve çocuklarından daha çok sevmedikçe, iman etmiş olamaz.”[3]

Bu Hadiste Allah Resulü(s.) bencillik yapıp şahsına sevgi istemiş değildir. Tam aksine O, imanın sevgiye dayandığını ve kendisine olan sevginin, Allah sevgisine yol açtığını, Allah sevgisinin de, Allah’a imanı besleyip kuvvetlendirdiğini, Allah’ın kulu sevmesiyle de sevgiyi karşılıklı hale getirdiğini anlatmak, istemiştir.

06.04.2010- Hasan ERSÖZ

 

 

 


  1. [1] Âl-i İmrân 3/31
  2. 2-Ikd'ül-Ferîd 1/333   
  3. [3]- Buhari 1/22