Yeni Sayfa 1

Müftülüğün Anketi ?

Yaz Kuran Kurslarını; "Kur'an eğitiminde yeterli buluyormusunuz?
 

Online Misafirler...

Şu anda 7 konuk çevrimiçi
İçerik Tıklama Görünümü : 400366
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8
Slideshow Image 9
Slideshow Image 10
Yazdır e-Posta

KUR’ANIN FEVKALADE ÇEKİCİLİĞİ

Yüce Kitabımız Kur’an’ın ifade ve üslubunda fevkalade çekici ve ikna edici bir güzellik vardır. O’nun bu yönünü başka kitaplarda bulmak imkânsızdır. Kur’an pek çok yönüyle mu’cizedir. Bir yönüyle insan sözüne benzer, ama insan sözü değildir. Allahın yarattığı canlı bir insan ile heykeltıraşın yonttuğu heykel arasındaki fark kadar, insan sözü ile Allah kelamı arasında fark vardır. Geçmişten günümüze ve bu günden yarına bütün insanlar, özellikle de edebiyatçılar, şairler bir araysa gelseler, O’nun bir benzerini yapamazlar.

Kur’an-ı Kerim en zor, en can sıkıcı konuları, son derece güzel, kolay anlaşılır ve ikna edici bir ifade ile anlatır. Okuyan ve dinleyen huzur bulur, sıkıntılarından kurtulur. Bu tarz ifade insan sözünde bulunmaz. Kur’an’ın, bu çekiciliği ve ikna ediciliği, O’nun Allah’ın kelamı olmasından kaynaklanır. O’nda kusur yoktur, mükemmeldir; ifade ve beyanları zamanla ve mekânla sınırlı değildir. Muhatapları belli bir millet olmadığı gibi, belli zaman dilimlerinde yaşayan insanlar da değildir. Kur’an olayları, zamanların ve mekânların üstünden görür ve değerlendirir.

Kur’an, Yüce Allah’ın Kelamı sıfatının tecellisidir. Allah’ın sıfatları gibi ezelî ve ebedî olduğu gibi, Kelâm sıfatı ve onun tecellisi olan Kur’an da böyledir. Bu sebeple Kur’an’ın lafızları, manaları ve beyanları zamanları ve mekânları aşmıştır. Zaman ve mekânın dar kalıplarına sığması imkânsızdır.

Şimdi aşağıdaki iki ayeti, Yüce Kitabımız Kur’an’ın çekiciliğini ve ikna ediciliğini göz önüne alarak okuyalım;

 “ Ey insanlar! Sizi ve sizden önceki atalarınızı yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, Allah’a karşı gelmekten sakınmış; kötü sondan korunmuş olasınız. Bir de Allah, sizin için yeryüzünü bir döşek,  gökyüzünü de mükemmel bir tavan olarak bina etmiştir. Gökten yağmur yağdırmakta,  onunla yeryüzünden sizin için rızıklar, meyveler çıkarmaktadır. Şimdi, bütün bunları bile bile, Allah’a şirk/ortak koşmayın.[1]

Bu iki ayetin temel hedefi ve maksadı,  Allah’ın birliği inancını yerleştirmek, insanları bir tek Allah’a ibadet etmeye teşvik ve ikna etmektir. Bu pencereden bakarak ayetleri değerlendirmeye çalışalım.

Bu ayetlerde bütün insanlara genel olarak sesleniliyor.  Muhatapların cinsiyeti, milliyeti, dili, dini, rengi, işi, yaşı, öğrenimi ve düşünce iklimi ayırım konusu yapılmıyor. Kapsayıcı, kuşatıcı, dinleyenin ve okuyanın içini ısıtan, ruhunu saran, aklını ikna eden, duygularını okşayan, sevecen ve samimi bir dil kullanılıyor. Akıllara ve gönül dünyasına yönelen meltem gibi serinletici, ipek gibi yumuşak bir ifade kullanılıyor. Ayetlerdeki uyaklar kulaklara mûsıkî tınıları dinletiyor. Bütün insanlar, merhamet ve şefkat sahibi, yaptığını, en güzel kıvamda yapan; yarattığını, amacına en uygun yaratan; bir ve tek Allah’a inanmaya ve sadece O’na ibadet etmeye çağrılıyor.

Ayette geçen, “ibadet” kavramı, kapsayıcı ve toplayıcı bir kavramdır. Allah’ın bütün emirlerini önemsemeyi, değer vermeyi ve yerine getirmek için gayret göstermeyi; haram olduğunu bildirdiği bütün yasaklarından da sakınmayı ve kaçınmayı öneriyor.

Ayetler bir takım emirleri ve yasakları konu edindiği halde kullanılan ifade tarzı çok nazik ve tatlıdır, çekici ve ikna edicidir.

Kur’an : “ – Ey insanlar!” diye söze başlayıp, bütün insanlara hitap ederek, muhatabında:  “Demek ki, bu görev sadece bana verilmedi, herkesi kapsıyor. O halde çok önemli olmalı düşüncesi uyarıyor. İlave olarak, adaletle hükmedildiği, insanlar arasında ayrımcılık yapılmadığı anlatılıyor. Bu ayetleri okuyan veya dinleyen:  “Her kes bir Allah’a inanır ve O’na ibadet edip dururken, benim geride kalmam, onlardan ayrılmam doğru olmaz” düşüncesi uyarıyor.

“Sizi ve sizden öncekileri Yaratan Rabbiniz” ifadesiyle Kur’an: “Allah’ın bizim yaratıcımız olduğun, varlığımızın tek sebebi O, olduğunu, anlatıyor. “Sizin Rabbiniz..” demekle  Şefkat ve merhamet sahibi olduğunu,bizi sevdiğini, sahiplendiğini, Rızkımızı verdiğini, hastalıklarımıza şifa verdiğini, bütün gelişimimizle ilgili olduğunu anlatıyor. Ayrıca “yaratma” ifadesinin fiil olarak kullanılmasıyla bizim üzerimizde yaratmasının ve yönetmesinin devamlı olduğunu bildiriyor. Bu ifadeler muhatabı ikna edici, sevindirici ve “ Benim yaratıcım herkesin ve her şeyin yaratıcısıdır. Beni sahipsiz bırakmıyor; hem her şeyin yaratıcısı O, olunca, başka tanrı olmaz ki, ona ibadet edilsin” duygu ve düşüncelerini uyarıp, muhatabı ikna ediyor.

“Allah sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü de tavan yapmıştır…” ifadesiyle Kur’an; insanların uğrunda canlarını verdikleri, savaşlar yaptıkları vatan kavramına dikkat çekiyor.

Vatanın bir parçası uğruna, ölümü göze alıyorsunuz. Oysaki Allah,  yeryüzünün tamamını sizin için yaratmıştır. Onu sizin hizmetinize sunmuştur. O, yeryüzünü sizin için bir döşek yaptı. Döşekte nasıl rahat ediyorsanız,  yeryüzü vatanınızda da öyle rahat ediyorsunuz.  Döşeğinizin üzerine bir de şeffaf kubbeli tavan yaptı. Oradan size ışık gelir, ısı gelir. Üstelik bu kubbe manzaranızı engellemez. Ama zararlı maddeleri, ışınları, gök taşlarını engeller. Şeffaf kubbenizin altında rüzgârlar eser, hem havanızı temizler, hem bulutları size taşır, başınızın üstünden sular akıtıp sizi ve yeryüzü evinizi güzelce yıkayıp temizler. Bütün bunları yapan Allah’ inanmanız gerekmez mi? O sizin ibadetinizi hak etmiyor mu?” manalarını aklımızda uyarıyor. Bu ifadelerde, insanı hayretten hayrete sürükleyen aşkın bir çekicilik ve fevkalade sevecen ikna edicilik vardır.

“Sizin için gökte su indirdi, o su ile yerden çeşit çeşit rızıklar, ürünler, meyveler, çıkardı” ifadesi çok dikkat çekicidir. Yeryüzü hem bir döşek, hem de içinde sayısız erzak fabrikası bulunan, çok büyük bir rızık fabrikasıdır. Her bitki, her canlı bir fabrika gibi, görev taksiminde kendine düşen rızkı üretiyor. Her üretilen rızkın içinde yeni bir rızık fabrikasının çekirdeği bulunuyor. Bütün bu küçük rızık fabrikaları ve bütün rızık fabrikalarını kapsayan yeryüzü fabrikası, başıboş ve sahipsiz olabilir mi? Mutlaka bir yaratıcı ve yöneticisi vardır.  Düzenli bir şekilde çalışması, üretmesi bunu gösteriyor. Küçük büyük bütün rızık üretim fabrikalarının bir biri ile uyumlu çalışıyor, çatışmıyor, çelişmiyor.  Bu durum yaratıcılarının tek Allah olduğunun belgesidir. O halde Ey insanlar, sadece Allah’a inanın ve O’na ibadet edin. Sahte tanrılar edinip, onları Allah’a ortak koşmayın. Hem size verilen akıl bunun için verilmiştir.”

Yukarıdaki ifadeler iki ayetten süzülen manalardır. Bu iki ayetteki, çekicilik, sürükleyicilik ve ikna edicilik mu’cize derecesindedir. Bu özellikleri Kur’andan başka bir kitapta bulmak mümkün değildir.  Elimizde Kur’an gibi her bakımdan fevkalade ve iyi korunmuş ilimler hazinesi bir kitabımız olduğu için çok şanslıyız.

Kur’an-ı Kerim’in 1400. indiriliş yıl dönümünün, O’nu daha iyi anlamamıza vesile olması dileklerimle…

01.04.2010, Hasan ERSÖZ

 


[1] -Bakara 2/21-22