|
AİLEDE GENÇLERE YAKLAŞIM TARZIMIZ NASIL OLMALI
Ailede gençlere yaklaşım önemlidir. Eğitim beşikte başlar, bir ömür boyu sürdükten sonra Âhiretin eşiğinde biter. Doğumla ölüm arasında insan sürekli değişimi yaşar. Değişimin her evre ve devresinde gencin anlayış, kavrayış ve zekâsında farklı özellikler ortaya çıkar. Her evre ve devrenin eğitsel yaklaşımı farklı olmalıdır. İnsan bir dönem çok duygusal, bir dönem mantıksal, bir dönem katı kuralcı vb. özellikler gösterebilir. O bakımdan ailede gençlere yönelik eğitsel yaklaşımın nasıl olması gerektiğine, gencin cinsiyetine, içinde bulunduğu döneme ve ruhsal karakterine göre aile karar vermelidir. Çünkü gencin yapısını en iyi tanıyan ailesidir.
Kur’an-ı kerim Hz. İbrahim Peygamberin (a.) ve Torunu Yakup Peygamberin(a.) kendi ailelerinin üyesi olan gençlere verdikleri öğüt ve onlara yaklaşım tarzları gözler önüne serilmektedir. “ İbrahim(a.) ve oğlu Yakup(a.) oğullarını etraflarına toplayıp, onlara: İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak prensiplerine uyarak yaşamak ve bu dinin esaslarını korumak hususunda sebatkâr ve kararlı olmalarını tavsiye ederek her biri kendi oğullarına şöyle demişlerdi:” Ey yavrularım, evlatlarım! Şüpheniz olmasın ki, Allah sizin için İslam dinini seçti. Hayatınız boyunca ondan hiç ayrılmayın. Her insanın başına gelecek olan ölüm size geldiğinde, sakın siz, Müslümanlığın dışında başka bir dinin bağlısı olmayın ”[1] Ayette adları geçen İbrahim ve Yakup peygamberlerin (a.), evlatlarına, nasıl ipek gibi yumuşak, tatlı, şefkat ve merhamet edalı hitap tarzıyla yaklaştıklarını, onları, incitmek ve ürkütmekten ne denli kaçındıklarını adeta görür gibiyiz. Kur’an bu noktada evlatlarımıza ve gençlerimize yaklaşım ve hitap tarzımızın nasıl olması gerektiğini iki büyük Peygamberin nasihatlerini hikâye ederek bize anlatıyor.
Hud Suresinde de Yüce Rabbimiz Hz. Nuh Peygamberi(a.) ve oğluna davranışını şöyle anlatır.”Allah’ın emriyle Nuh(a.) geminin yapımını tamamlandı ve emrimiz gereği gemi çalışmaya başladı. Biz Nuh’a : “Gemiye her çiftten ikisini; haklarında sana hüküm bildirdiklerimiz hariç ailenin üyelerini ve seninle birlikte iman etmiş olanları bindir, demiştik. Zaten Nuh’la birlikte çok az kişi iman etmişti. Nuh yanında bulunanlara: “ Haydi gemiye binin; onun su üstünde yüzerek akıp gitmesi de, yolculuğunu tamamlayıp, güvenli bir şekilde karaya oturması da Allah’ın adıyla ve emriyledir. Şüphesiz benim Rabbim, kullarından kendine tevbe edenlerin ve iltica edip sığınanların günahlarını bağışlayıcıdır. Şüphesiz O, tevbe eden kullarına azap etmeyecek derecede merhametlidir. Nuh (a.) kendine inananlar ve gemiye bindirilmesi emredilenlerin hepsi bindikten sonra gemi dağlar gibi büyük dalgalar arasında yüzmeye başladı.” Bu sırada Hz. Nuh’un gözü, bir kenarda sıkışıp kalan oğluna ilişti. Hz. Nuh hemen oğluna seslendi. Sesi ipek gibi yumuşak ve şefkat doluydu: “Yavrucuğum! Bizimle gemiye bin! Ne olur inkârcılardan olma!” Ses tonu gayet yumuşaktı. Tatlı bir eda ile oğluna sesleniyordu. Ancak oğlun dinlemeye niyeti yoktu. Muhtemelen bundan önce pek çok kez yaşanan bu diyalog yine sonuç vermeyecekti. Oğul babasının gösterdiği yumuşaklığı babasına göstermedi ve :” Ben büyük bir dağa çıkacağım. O beni sudan korur” dedi. Baba yine bağrı delinircesine: “Bu gün Allah’ın emrettiğinden ve O’nun merhamet ettiklerinden başka korunacak ve kurtulacak olan yoktur, dedi. Ve baba ile oğul aralarına giren dalga onları ayırdı. Oğul hemen oracıkta boğulup gidenlerden oldu.”[2]
Burada evladı için çırpınan ve yavrucuğum yavrucuğum diye inleyen Peygamber bir babanın görevini son saniyeye kadar yerine getirmeye canla ve başla çalışıp, sonra tevekkül ve teslimiyet gösterişine ve son kere yalvarmalarını müşahede ediyoruz.
Demek ki gençlerin eğitimi ve yetiştirilmesi büyük bir peygamberi evladına tatlı dille alttan alarak yalvartacak kadar önemlidir.
28.02.2010, Hasan ERSÖZ
[1] Bakara, 2/132
[2] Hud, 11/40-43 |